Ekonomik Görünüm

2015 Yılında Ekonomik Görünüm

Gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomi grupları arasındaki dengelerin daha belirgin bir şekilde değişmeye başladığı 2015 yılında Türkiye ekonomisi yılın ilk yarısında yüzde 3,2 ve yıl genelinde yüzde 3’e yakın bir büyüme oranı yakaladı.

Büyüme hızının dünya genelinde çok büyük hareketlilik göstermediği 2015 yılının ardından, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) tahminlerine göre dünya gayrisafi yurtiçi hasıla büyümesinin 2015 yılında yüzde 3,1 oranında olması beklenmektedir. 2015 yılı sonu itibarıyla gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomi grupları arasında dengeler daha belirgin bir şekilde değişmeye başlamıştır. Küresel ekonomi, beş yıldır gelişmekte olan ekonomilerde gittikçe azalan büyüme trendinin, daha düşük emtia fiyatlarının, azalan sermaye ve ticaret akımlarının olduğu yeni düzene adaptasyon sürecine devam etmektedir. Buna göre ABD’nin büyüme hızı yüzde 2,4’ten 2,5’e; Euro Bölgesi ülkelerininki yüzde 0,9’dan 1,5’e; Japonya’nınki ise yüzde 0,1’den 0,7’ye yükselmiştir. Birleşik Krallık, Çin ve Rusya düşüş yaşarken, Hindistan ise stabil kalmıştır.

Gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikaları ile Çin ekonomisinde yaşanan yapısal dönüşüm 2015 yılında küresel ekonomiyi etkileyen iki önemli unsur olmuştur. 2015 yılında gelişen ülkelerde ekonomiler, Çin’deki dönüşüm, enerji ile emtia fiyatlarına endeksli gelirlerin düşüşüne bağlı olarak yavaşlamıştır. Çin’deki ivme kaybı Güneydoğu Asya ülkelerine olumsuz şekilde yansımakta, dokuz ülkeden oluşan Bağımsız Devletler Topluluğu’nun en büyük ekonomisi konumundaki Rus ekonomisinin aşağı yönlü hareketi, topluluktaki diğer ülke ekonomilerini de olumsuz yönde etkilemektedir. 2015 yılında miktar olarak yüzde 2,8 büyümesine karşın değer bazında mal ticareti 17,3 trilyon dolara kadar inmiştir. Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının para politikalarının belirleyici olduğu 2015 yılında ABD Merkez Bankası (FED) faiz artışı sürecine girmişken, Avrupa Merkez Bankası ve Japonya Merkez Bankası yıl boyunca genişletici para politikaları uygulamayı tercih etmiştir. Bu politikalara bağlı olarak dolar güçlenirken, emtia ve özellikle Eylül 2015’ten bu yana petrol fiyatları önemli ölçüde gerilemiştir. Gelişen ülkeler yeni oluşan küresel ekonomik ve mali koşullardan 2015 yılında daha çok etkilenmiştir.

Düşük emtia fiyatları, zayıf küresel ticaret, gelişmekte olan ekonomilerdeki düşük büyüme oranları, politik istikrarsızlıklar ve ABD Merkez Bankası’nın (FED) 16 Aralık 2015’te aldığı faiz artırım kararı gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler arasındaki makasın daha da açılmasına neden olmaktadır.

Uluslararası Para Fonu (IMF) dünya genelinde 2016 yılı büyüme öngörüsünü Ekim 2015’e göre yüzde 0,2 düşürerek yüzde 3,4 olarak açıklamıştır. IMF aynı açıklamada gelişmiş ülkelerden ABD ve Fransa’nın büyümesine yönelik tahminlerini de aynı oranda düşürerek sırasıyla yüzde 2,6 ve 1,3 olarak açıklamıştır. Almanya’ya yönelik öngörüsünü yüzde 0,1 artırarak yüzde 1,7 olarak açıklayan IMF, Birleşik Krallık’a yönelik öngörüsünde ise herhangi bir değişikliğe gitmemiş ve 2016 beklentisini yüzde 2,2 olarak duyurmuştur.

Dünya ekonomisinin önemli aktörlerinden Çin ve Hindistan için beklentilerinde herhangi bir revizyona gitmeyen IMF’in bu iki dev için öngörüsü sırasıyla yüzde 6,3 ve yüzde 7,5 şeklinde olmuştur. 2015 yılının üçüncü çeyreğinde Çin’in elde ettiği yüzde 6,9’luk büyüme oranının, ülkenin 2009 yılının ikinci çeyreğinden bu yana gösterdiği en düşük büyüme performansı olduğunu unutmamak gerekmektedir.

Türkiye ekonomisi 2015 yılını, küresel ekonomideki gelişmelerin ve yıl içinde yapılan iki genel seçimin yarattığı koşulların etkisi altında geçirmiş, bu süreç ekonomideki yapısal reformların ötelenmesine neden olmuştur. Ayrıca FED’in faizleri artırmasıyla birlikte, Türkiye’nin de aralarında olduğu gelişmekte olan ekonomiler için birtakım riskler gündeme gelmiştir. Gelişmiş ekonomilerdeki destekleyici para politikası çerçevesinin aksine gelişmekte olan ekonomiler para politikalarını sıkılaştırmaktadır. FED’in faiz artırım kararı sonrasında gelişmekte olan ekonomilerin bozulan dış finansman koşulları faizlerin artmasına, varlık fiyatlarında düzeltmeye, portföy girişlerinin azalmasına ve kurlarda değer kaybına neden olmuştur. Türkiye ekonomisi ortaya çıkan bu olumsuz koşullara rağmen yılın ilk yarısında yüzde 3,2 ve yıl genelinde de yüzde 3’e yakın bir büyüme oranını yakalamıştır. Bunun yanı sıra dünyanın en büyük ekonomilerine sahip 19 ülke ve Avrupa Birliği Komisyonu’ndan oluşan G20 ülkelerinin her yıl gerçekleştirdiği yıllık olağan zirve, dönem başkanı Türkiye’nin ev sahipliğinde 15-16 Kasım 2015 tarihlerinde Antalya’da başarıyla gerçekleştirilmiştir.

2015 yılında ihracat ve ithalat birlikte gerilerken, dış ticaret açığı ile cari açık önemli ölçüde daralmıştır. Türkiye 2015 yılında iki genel seçim yaşamasına karşın kamu mali disiplinini sürdürmeyi başarmıştır. Enflasyon ise özellikle döviz kuru artışlarının etkisiyle yükselmiştir. 2015 yılı genelinde T.C. Merkez Bankası temkinli ve sıkı para politikası uygulamış, ağustos ayından itibaren ise para politikasında sadeleştirmeye gideceğini açıklamıştır.

Mevcut para politikası enflasyon ile mücadelede yetersiz kalırken, piyasaların ihtiyaç duyduğu likiditenin karşılanması tercih edilmiştir. Türk Lirası (TL), küresel gelişmeler ve T.C. Merkez Bankası’nın para politikası altında önemli ölçüde değer kaybetmiştir. TL, kur sepeti yıl genelinde yüzde 25’e yakın değer kaybı göstermiş, TL faizlerinde ise artış yaşanmıştır. Yıl genelindeki belirsizlikler yaşanmasına ve beklentilerin altında kalınmasına rağmen Türkiye, yatırım yapılabilir ülke kredi notunu korumayı başarmıştır.

NASIL SİGORTA YAPTIRACAKSINIZ?

Genel Müdürlük, Bölge Müdürlükleri, Temsilcilikler ve Güneş Sigorta acentelerine başvurmanız yeterli.

HIZLI ERİŞİM