Ekonomik Görünüm

2017 Yılında Ekonomik Görünüm

Türkiye ekonomisi 2017 yılının ilk üç çeyreğinde GSYİH %7’nin üstünde bir artış ile güçlü bir ekonomik büyüme yaşamıştır. Bu büyüme, çoğunlukla ekonomik aktiviteyi artırmak için alınan politika önlemlerinin ve 2016 yılındaki kısmen düşük büyümenin etkisi sonucu olmuştur.

Küresel ekonomi, 2017 yılında üretim aktivitelerinin ve ticaret hacminin artışı ile ılımlı büyüme seyrini sürdürdü. IMF (World Economic Outlook Update, January 2018) verilerine göre 2017 yılında büyümenin %3,7 seviyesinde olması bekleniyor. ABD’nin %2,3, Avro Bölgesi’nin %2,4, Japonya’nın ise %1,8’lik büyüme performansları ile 2016 yılında %1,7 olan gelişmiş ülkeekonomik büyüme oranının %2,3’e çıkacağı beklentisi, 2017 yılının gelişmiş ekonomilere yarar sağladığının göstergesidir. Çin ve Hindistan’ın da yer aldığı Asya ülkelerinin %6,5 büyümesi, gelişmekte olan ve yükselen ekonomiler grubuna yönelik genel büyüme tahmininin %4,7 olacağının göstergesidir.

Dünya ekonomisinde kısa vadeli risklerin azalması olumlu gelişme olarak görülürken, orta vadede gelişmiş ülkelerdeki düşük en?asyon, yükselen piyasa ekonomilerindeki fnansal çalkantılar, küresel fnansal şartların beklenenden hızlı sıkılaşması, korumacı politikalar, Kuzey Kore ve Ortadoğu kaynaklı artan jeopolitik riskler ve çeşitli bölgelerde yapılan seçim ve referandumlar nedeniyle yaşanan siyasi krizler 2018 yılında da risklerin devam edeceğinin habercisidir. Tüm bu olumsuz tahminlere rağmen 2018 yılı için, küresel talepteki canlanma ve finansman koşullarındaki elverişli ortam ile büyümenin artarak devam edeceği tahmin ediliyor.

Aralık 2017’de ABD’de onaylanan Vergi Yasası ve uygulanacak vergi indirimlerinin işletmeleri yatırım yapmaya teşvik etmesi sebebiyle 2022 yılına kadar olumlu etkisinin görüleceği öngörülmektedir. Avro Bölgesi’ndeki yapısal reformların eksikliği, bazı ülkelerindeki özel ve kamu borçlarının yükü, krizlerin doğurduğu mali kırılganlık ve varlık balonlarının oluşma ihtimali ile birlikte, düşük faiz oranları orta vadede Avro Bölgesi’nde gelişmekte olan risklerdir. İngiltere’nin Brexit kararı ve Almanya’daki seçimlere bağlı politik belirsizlik ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) parasal genişleme politikalarının yön verdiği Avro Bölgesi’nin 2018’de de benzer bir seyirle %2,2 seviyesinde büyümesi öngörülüyor.

Emtia fyatlarına olan hassasiyet, yapısal reform çabaları, mali kırılganlıklar ve gelişmekte olan bazı ülkelerdeki özel sektör borçluluğunun yüksek seviyelere ulaşmış olması gibi faktörler, gelişmekte olan ve yükselen ekonomileri daha fazla etkiliyor. Reel sektör ve bankacılık sektörü üzerindeki denetimlerini sıklaştıran Çin’in dengeli büyüme performansını sürdürerek, 2018 yılında %6,6, oranında büyümesi bekleniyor. Küresel ekonominin önümüzdeki dönemde de ılımlı büyüme performansına devam etmesi öngörülürken, bu performansını sekteye uğratacak jeopolitik riskler, siyasal istikrarsızlar ve dış fnansmana ihtiyaç duyan yükselen piyasa ekonomileri, küresel ekonomi açısından önemli riskler olarak yeni dönemde de yerlerini koruyacaktır.

2017’de Türkiye’de Ekonomik Seyir

Türkiye ekonomisi 2017 yılının ilk üç çeyreğinde GSYİH %7’nin üstünde bir artış ile güçlü bir ekonomik büyüme yaşadı. Bu büyüme, çoğunlukla ekonomik aktiviteyi artırmak için alınan politika önlemlerinin ve 2016 yılındaki kısmen düşük büyümenin etkisi sonucu olmuştur. 2017 yılının Kredi Garanti Fonu kaynaklı krediler ve fnansal kolaylaştırma ile binlerce işletmeye Hazine garantili 200 milyar TL’nin üzerinde kredi açması büyümeyi tetikleyen faktörler arasındadır. Beyaz eşya ve mobilyaya vergi indirimleri, istihdama yönelik gelir vergisi ve sigorta teşvikleri de büyümeyi yukarıçeken etkenlerdendir.

Üçüncü çeyrekte %11,1 büyüme performansı ile G20 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülke olan Türkiye’nin, 2017 yılsonu itibarıyla %6,5-7 bandında büyüme yakalaması öngörülmektedir. Ülkemizin önümüzdeki dönemde az da olsa yavaşlayarak büyüme performansı sergilemesi beklenmektedir.Türkiye ekonomisi açısından 2017 yılında risk taşıyan başlıca gelişmeler; en?asyondaki artış eğilimi ve cari açık oldu. 2016 yılı sonunda %8,53 olan en?asyon oranı, 2017 sonunda %11,92 şeklinde gerçekleştir. 2003 yılından bu yana en yüksek yılsonu en?asyon oranına sahip olan bu rakam özellikle gıda fyatlarında kendisini gösterdi. Maliyet baskısı ve TL değer kaybı nedeniyle en?asyon %11,9 seviyesine çıktı. TÜFE’nin 2018 yılının ilk çeyreğine kadar tek haneye inmesi beklenmemekle birlikte, yüksek GSYİH büyüme oranları, fyat istikrarını sağlamak için Merkez Bankası’nın parasal duruşuna devam etmesi beklenebilir. TL’deki değer kaybı paralelinde ithalat fyatlarındaki hızlı artışın 2018 yılında aynı ölçüde gerçekleşmeyeceği öngörüsü, en?asyondaki gerilemeyi destekleyeceği tahmin ediliyor. Dolar kurunun yıl içindeki hareketliliği TL değerinde düşüklüğe yol açmış olup, dolar kuru 3,41 TL-3,96 TL bantlarında yüksek volatileyle hareket seyri gösterdi.

Merkez Bankası ise 2017 yılında fiyat istikrarı temel hedef doğrultusunda, sıkı para politikasına devam etti. Piyasaları fonlamak için ağırlıklı olarak marjinal fonlama oranı ve Geç Likidite Penceresi (GLP) kullanıldı.

Merkez Bankası, yılsonuna doğru TL uzlaşmalı vadeli döviz satım ihalelerine başladı ve 1 Şubat 2018 tarihine kadar vadesi dolacak ihracat ve döviz kazandırıcı reeskont kredilerinin ödemelerinin TL olarak yapılabilmesine olanak tanıdı. En?asyondaki yükseliş ve kurdaki hareketlilik nedeniyle fyat istikrarını sağlamak ve sürdürmek amacıyla en?asyon beklentileri, fyatlama davranışları ve en?asyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeler yakından izlenerek, para politikasındaki temkinli duruş sürdürülecektir.

NASIL SİGORTA YAPTIRACAKSINIZ?

Genel Müdürlük, Bölge Müdürlükleri, Temsilcilikler ve Güneş Sigorta acentelerine başvurmanız yeterli.

HIZLI ERİŞİM